Erken Seçim Kararıyla TL Cinsi Varlıklarda Volatilite Artabilir

Yeni haftada TCMB’nin nasıl bir karar alacağı TL’yi şekillendirecek.

Şubat ayında sanayi üretimi yıllık bazda %9,9 ile %10,4’lük beklentilerin hafif altında gerçekleşse de, ilk çeyrekte %6 civarında görece yüksek büyümenin sürdüğünü teyit etmiş oldu. Öncü veriler, Mart ayından itibaren ekonominin hız keserek düşük tek haneli büyüme sürecine girildiğine işaret ediyor. Bu nedenle mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı Ocak’ta %9,9 ile bir önceki aya göre değişmese de, yılın geri kalanında kademeli bir artış ile yıl genelinde çift hanede kalabileceği tahmin ediliyor.

Geçen yılın aynı ayında 19,5 milyar TL olan merkezi yönetim bütçe açığı Mart’ta 20,2 milyar TL’ye yükselirken, 12,4 milyar TL olan faiz dışı açık 10,6 milyar TL’ye inerek bütçe açığındaki genişlemenin kontrollü olduğu yönündeki değerlendirmeleri ön plana çıkardı. Vergi gelirlerinin yıllık bazda %24,2 arttığı Mart’ta faiz dışı harcamalar %14,5 arttı. İlk çeyrek genelinde ise bütçe açığı geçen yılki 14,9 milyar TL’den 20,4 milyar TL’ye yükselirken, faiz dışı fazla 3,9 milyar TL’den 1,9 milyar TL’ye geriledi.

Bütçe açığındaki kademeli genişlemenin yılın geri kalanında da sürmesi ve 2018 genelinde milli gelire oran olarak %2 seviyesinde olması öngörülüyor. İlk çeyrek genelinde zayıf TL ve fiyatlardaki artışlar KDV tahsilatlarını kırılgan bir şekilde artırırken, kamunun yatırım harcamalarındaki hızlanma ve SGK devlet primi giderlerindeki yüksek artışlar dikkat çekiyor.

Erken seçim kararının ardından, önümüzdeki iki ayda TL cinsi varlıklarda volatilitenin artabileceği düşünülüyor.

TL’deki değer kaybı ve petrol fiyatlarındaki artışa bağlı olarak Nisan’da enflasyon beklentileri bir önceki aya göre 50 baz puana varan oranda artarak 2018 yılsonu için %10,1’e, gelecek 12 ve 24 ay sonu için de sırasıyla %9,6 ve %8,6’ya ulaştı. Bu arada son dönemde açıklanan teşviklerin ardından 2018 yılı büyüme tahmini ise %4,6’dan %4,7’ye yükseldi. Küresel büyüme tahminlerini genel olarak iyileştiren IMF de, Türkiye için büyüme tahminlerini 2018 yılı için %4,3’ten %4,4’e yükseltirken, 2019 yılı için %4,3’ten %4,0’e düşürdü. IMF’e göre, Türkiye ekonomisindeki ana zorluk; döviz kuru riskine yüksek derecede maruz kalması ve bilançolarda TL’deki değer kaybı kaynaklı tahribat.

Enflasyon beklentilerindeki genele yayılan bozulma nedeniyle piyasada TCMB’nin 25 Nisan’daki toplantısında 100 baz puana kadar faiz artırmasını bekleyen analistler olsa da, faiz artırımının olmayacağını düşünen analistlerin de sayısı az değil. Siyasi tartışmalar sonucunda ortaya çıkan bu durum nedeniyle TCMB’nin nasıl bir karar alacağı kritik olsa da olası bir faiz artırımının 25-50 baz puan arasında olacağı düşünülüyor. TCMB’nin daha düşük bir faiz artırımı ya da bekle-gör politikasını sürdürmesi, TL’de yeni en düşük seviyelerin görülmesine neden olabilir. 50 baz puanlık bir artırımda ise TL’nin seyrini küresel risk iştahı ve jeopolitik gelişmeler şekillendirecekken, TCMB’nin önümüzdeki
dönem politikalarına yönelik zaman kazanabileceği düşünülüyor.

Piyasada yakın döneme kadar sürekli bir risk unsuru olarak belirtilen erken seçim olasılığının realize olması, önümüzdeki iki ayda yurtiçi finansal piyasalarda volatilitenin artacağı yönündeki beklentileri artırıyor. AK Parti ve MHP tarafından Meclis’e sunulan önergede erken seçime gerekçe olarak “bölgemizde yaşanan tarihi önemdeki
hadiseler”, “AB ile ilişkilerimiz” ve “küresel süreçler” ingösterilmesi dikkat çekti.

Yeni haftada TL cinsi varlıkları, TCMB’nin faiz kararı ve siyasi haber akışı şekillendirecek. Seçim hazırlıkları ve adayların şekilleneceği yeni haftada, TCMB’nin yanı sıra ABD faizlerinde gözlenen hızlı yükselişlerin seyri de kritik olacak.

Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara