TL’nin Değer Kaybı Piyasanın Odak Noktasında

TL’nin Değer Kaybı Piyasanın Odak Noktasında

Geçtiğimiz hafta ekonomik veri takviminde yoğun bir gündem geride kalırken merkezde cari açık vardı. Diğer
taraftan Döviz kurundaki hareketlilikle birlikte TL’nin değer kaybı piyasanın odak noktasındaydı.

Hafta içerisinde açıklanan verilerde cari açık verisinin beklentilerin üzerinde gelmesi, bunun yanı sıra kredi derecelendirme kuruluşları Moody’s ve Fitch tarafından yapılan Türkiye’nin ekonomik görünümüne dair negatif değerlendirmeler ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hafta içerisinde Dolar/TL 4,50 ile tarihi zirvesini yukarı taşıdı. Bu
gelişmelerin ardından TCMB’nin piyasalardaki sağlıksız fiyat oluşumlarının izlendiği ve bu durumun enflasyon üzerindeki etkileri değerlendirilerek gerekli adımların atılacağına yönelik açıklamaları kurda 4,38 seviyesine kadar bir gerilemeyi sağladı. Dolar/TL’deki bu yüksek tansiyonun etkisiyle TCMB’nin 7 Haziran’da faiz artırımına gidebileceği yönündeki beklentiler oldukça güçlenmiş durumda.

Mart ayı ödemeler dengesine göre, aylık bazda cari açık bir önceki yılın aynı ayına göre %54,4 artarak 4,81 Milyar $ seviyesinde gerçekleşti. Bu sonuçlarla birlikte 12 aylık cari açık da 55,4 Milyar $ seviyesine ulaşırken genişlemesini sürdürdü. Mart ayındaki cari açıkta altın ithalatı belli seviyede etkili olmayı sürdürürken, mart ayı itibariyle Türkiye’nin yıllıklandırılmış turizm geliri yaklaşık olarak 23,3 Milyar $ olarak gerçekleşti. Böylece darbe girişiminden bu yana en yüksek seviye kaydedilmiş oldu. Bu tabloda enerji ve altın hariç cari açık – çekirdek açık – 12 aylık rakamlarda genişlemesini sürdürürken Mart ayında 7,3 Milyar $ seviyesinde gerçekleşti.

Ödemeler dengesi finansman yöntemini değerlendirdiğimizde portföy yatırımları kaleminde 2,38 Milyar $ seviyesinde net çıkış gerçekleşmiştir. Bu rakamın gelmesinde hükümet tahvillerinin yurtdışı geri ödeme zamanı geldiğinden dolayı 1,5 Milyar $ seviyesinde bir ödeme yapılması etkili olmuştur. Doğrudan yatırımlar Mart ayında nette 1 Milyar $ seviyesinde bir giriş ile cari açığın finansmanına katkıda bulundu. Geçen yılın aynı dönemine göre bir gerileme olsa da doğrudan yatırımlar kaleminde son 5 ayın en yüksek net sermaye girişi ortaya çıktı. Bu dönemde net hata noksan kalemi 2,92 Milyar $ seviyesinde katkı yaparken Merkez Bankası Rezervlerinde 4,84 Milyar $ azalma yaşandı. Yükselen petrol fiyatları ve kur hareketleri, enerjide dışa bağımlı ülkemizde cari açık görünümünü olumsuz yönde etkiliyor. Önümüzdeki dönemde bu yöndeki baskı ile paralel olarak genişlemenin sürebileceği düşünülürken yıl sonunda cari açığın GSYH’ye oranının %5,5 seviyesinde olması bekleniyor.

İşsizlik oranında geri çekilme trendi devam ederken; sanayi üretimi verisi ilk çeyrekteki güçlü büyüme beklentilerini destekledi.

Şubat ayı iş gücü istatistiklerinde mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı bir önceki yıla göre 1,8 puan gerileyerek %9,8 olarak gerçekleşti. Şubat ayında yıllık manada 1,24 Milyon yeni istihdam yaratılırken, işsiz sayısında 506 Binlik bir gerileme yaşandı. Yine arındırılmış verilere göre işgücüne katılım %53,2 seviyesinde gerçekleşirken; istihdam oranı bir önceki ayla aynı düzeyde kalarak %47,9 seviyesinde gerçekleşti. Sanayi istihdamında %7,16’ya varan hızlanma ekonomik büyüme ve yatırımlar noktasında olumlu olarak değerlendiriliyor. Arındırılmamış iş gücü göstergelerinde ise işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 2 puan gerileyerek 10,6 oldu.

Nisan ayında Merkezi Yönetim Bütçe Açığı yıllık bazda %7 daralarak 2,8 Milyar TL oldu. Bu sonuçla birlikte yılın ilk 4 ayında bütçe açığı %29,6 artışla 23,2 Milyar TL’ye ulaşırken faiz dışı denge ise %47 azalarak 2,2 Milyar TL fazla verdi. Vergi gelirlerinde ise Nisan ayında %21,5 seviyesinde bir artış yakalanırken 45,05 Milyar TL seviyesine ulaşıldı. 21,5 puanlık artışın 8,9 puanı Gelir Vergisi kaynaklı olurken 5,6 puanı ÖTV kaynaklı artışla birlikte ortaya çıktı. Yılın ilk 4 ayında ise KDV gelirlerinde gerçekleşen güçlü artış büyümenin bir öncülü olarak değerlendiriliyor.

Mart ayında yıllık sanayi üretimi beklentilerin bir miktar altında gelerek yıllık bazda %7,6 seviyesinde bir artış gösterirken, aylık bazda artış %0,2 oldu. Sektör ve ana sanayi gruplarının dağılımında sermaye malı üretimindeki yıllık %7,9’luk artış dikkat çekerken, dayanıksız tüketim malındaki yıllık %12,1’lik artış GSYH büyümesi açısından önemli.

Yeni haftada güven endeksleri ve kapasite kullanım oranı rakamları takip edilecek.

Konut satışlarındaki düşüş Nisan ayında da devam etti. Buna göre Nisan ayında satışlar %9,9 oranında düşerek 103 087 olurken bu satışların %46,1’ini ilk defa satılan konutlar oluşturdu. İpotekli satışlar tarafında ise kredi oranlarındaki yüksek seyir olumsuz etken olmayı sürdürüyor. Bu doğrultuda ipotekli satışlar yıllık bazda %35,6 oranında azalırken tüm satışlar içerisindeki payı %27,1 oldu. Konut fiyat artışındaki tarihi düşük seviyeler ise diğer satışlar istatistiklerinde alım fırsatı olarak yansıdı. Nitekim geçtiğimiz hafta TCMB’nin açıkladığı konut fiyat endeksine göre konut fiyatları Mart ayında aylık %0,59 yıllık ise %9,48 seviyesinde artış gösterdi. Bu oranlar endeks tarihinin en düşük seviyeleri olarak dikkat çekerken; konut fiyat artışının TÜFE’nin bu kadar uzun süre altında kaldığı bir dönem de yaşanmamıştı. Bu düşüşün de etkisiyle diğer satışlar kaleminde de %5,7 seviyesinde artış yaşandı. Yabancılara yapılan konut satışları ise Nisan ayında %25,8 oranında artarak 2 053 oldu.

Konut kredi faizlerine yönelik indirim kampanyası ile birlikte; 41 konut firması 150 projede geçerli olmak üzere 15 Haziran’a kadar geçerli fiyatlarla konut fiyatlarında %20 indirime gitti. Bu gelişmelerin konut satışları üzerindeki etkisinin Mayıs ayının ikinci yarısı ile birlikte özellikle Haziran ayında görülmesi bekleniyor.

TCMB Beklenti Anketi Mayıs Ayı’nda keskin yükselişlere sahne oldu. Buna göre yıl sonu Dolar/TL Beklentisi 4,4352 olurken yıl sonu enflasyon beklentisi %11,07 oldu. Ankete katılanlar 2018 yılında Türkiye’nin %4,6 oranında büyümesini bekliyor.

Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan akaryakıtta yeni ÖTV düzenlenmesine göre kur hareketleri ve petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle yapılan zamlar oranında akaryakıttan alınan vergi düşürülecek. Şu anki vergi oranları
tavan kabul edilip olası indirim durumlarında da bu tavanın üzerine çıkılmayacak. Bu değişimle akaryakıt fiyatlarının sabitlenmesi ve enflasyon üzerindeki etkileri azaltması bekleniyor.

Yeni haftada jeopolitik riskler ile birlikte son haftalarda yukarı yönlü hareketlenen Dolar/TL kuru ile birlikte güven endeksleri ve kapasite kullanım oranı rakamları takip edilecek. Seçim atmosferinin yarattığı ortam ile politik ajandadaki gelişmeler de yine ekonomi gündeminin yakın markajında yer alacak.

TL’nin Değer Kaybı

Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara