Yazı Başlıkları
Yatırım Yoluyla Oturum ve Vatandaşlık Pazarı Hızla Genişliyor
Yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, küresel ölçekte hızla büyümeye devam ederken Türkiye’den gelen yatırımcı ilgisi son dört yılda 10 kat arttı. Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, jeopolitik belirsizlikler ve vergisel planlama ihtiyacının yatırımcıları daha seçici ve temkinli hale getirdiğini belirtti.
Pandemi öncesinde 21,4 milyar dolar büyüklüğe sahip olan yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık pazarı, küresel ölçekte hızla genişlemeye devam ediyor. Uzmanlara göre pazarın büyüklüğünün 2026 itibarıyla 100 milyar doları aşması bekleniyor.
Türkiye’den Gelen Talep Dört Yılda 10 Kat Arttı
Küresel pazardaki büyümeyi değerlendiren Level Immigration & Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, Türkiye’den gelen yatırımcı ilgisindeki hızlı artışa dikkat çekti. Türkiye kaynaklı talep, artış hızıyla dikkat çekiyor.
Türkiye’den yurt dışındaki Golden Visa ve yatırım yoluyla vatandaşlık programlarına yönelen talebin parasal büyüklüğü 2020 yılında yaklaşık 213 milyon dolar seviyesindeyken, son bir yıl içinde 2,4 milyar doları aştı. Yıllık bazda 3 milyar dolara yaklaşan bu tablo, dört yıl içinde 10 katın üzerinde bir büyümeye işaret ediyor.
Golden Visa Artık Bir Güvenlik Mekanizması
Alamarioğlu, yatırımcı motivasyonlarının değiştiğine dikkat çekerek, Golden Visa ve benzeri programların artık yalnızca seyahat kolaylığı sunan araçlar olmadığını belirtti.
Jeopolitik Riskler ve Vergisel Planlama Etkili
Türkiye’den gelen yatırımcı talebinin arkasında jeopolitik riskler, vergi politikalarındaki sıkılaşma ve servetin kuşaklar arası transferine yönelik planlamaların etkili olduğunu belirtti Alamarioğlu.
Yunanistan, Portekiz ve Dubai Öne Çıkıyor
Türk yatırımcıların ülke tercihlerine de değinen Alamarioğlu, Türkiye’den çıkan yatırımcıların Avrupa’da en çok Portekiz ve Yunanistan’a, Avrupa dışında ise Dubai’ye ilgi gösterdiğini belirtti.
Hukuki Çerçeve ve Sürdürülebilirlik Belirleyici
Alamarioğlu, yatırımcılara program seçiminin çok boyutlu değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, doğru ülke ve yapı seçiminin hukuki güvenlik ve şeffaf süreçler üzerinden belirleyici hale geldiğini ifade etti.