Doların küresel konumu değerlendiriliyor: 2 farklı görüş
Dünyanın birincil rezerv para birimi konumundaki doların küresel rezervlerdeki payı, politika belirsizlikleri ve ülkelerin rezerv çeşitlendirme eğilimlerinin etkisiyle geriliyor.
- 29 Ocak 2026 | 11:49
AA muhabirinin Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Resmi Döviz Rezervlerinin Para Birimi Dağılımı (COFER) verilerinden derlediği bilgilere göre, 2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla toplam küresel rezervler 13 trilyon dolara yükseldi. Bu dönemde doların küresel döviz rezervlerindeki payı yüzde 56,92 olarak kayıtlara geçti.
Küresel rezervlerde avronun payında ise geçen yıl yükseliş görüldü. Geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 19,12 olan avronun payı, ikinci çeyrekte yüzde 20,24, üçüncü çeyrekte ise yüzde 20,33 oldu. Japon yeninin küresel rezervlerdeki payı ise geçen yılın ilk çeyreğindeki yüzde 5,73 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 5,65’e gerilese de üçüncü çeyrekte yüzde 5,82’ye tırmandı. Çin yuanının payı ise geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,96’dan ikinci çeyrekte yüzde 1,99’a yükselmesinin ardından üçüncü çeyrekte yüzde 1,93’e indi.
Doların rezervlerdeki payında görülen düşüş, doların rezerv para birimi statüsü ve küresel para sistemindeki merkezi konumunu koruyup koruyamayacağına ilişkin tartışmaları gündeme getiriyor. Ancak küresel finansal işlemlerde doların hakimiyetinin sürdüğü görülüyor.
Ödemelere ilişkin veriler, doların küresel ödemelerde en çok kullanılan para birimi olduğunu ortaya koyuyor. SWIFT verilerine göre, doların küresel ödemelerdeki payı geçen yıl aralıkta yüzde 50,49 olarak kaydedildi.
Daha önce ABD Merkez Bankası (Fed) bünyesinde görev yapan American Enterprise Institute (AEI) Kıdemli Uzmanı Steven Kamin, AA muhabirine, doların rezervlerdeki payı azalsa da küresel piyasalarda hala baskın para birimi olmaya devam ettiğini söyledi.
Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola da son yıllarda küresel rezervlerde doların payının azalmasının birkaç faktörün birleşimiyle ilgili olduğunu söyledi. Ancak en önemli etkenin geçen yıl içindeki politika belirsizlikleri olduğuna işaret eden Sonola, ‘Bu kapsamda, tarifelerden kaynaklanan belirsizlikler, Grönland ile ilgili belirsizlikler ve şimdi de Japonya’nın mali sorunları ve ABD’nin bu sorunların istikrara kavuşturulmasında rol oynama potansiyeliyle ilgili belirsizlikler yer alıyor’ dedi.