Sıkı durun, Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre mutluymuşuz. Hatta sadece anlık bir mutluluk değil, geçen yıla göre mutlu olanların oranı artmış durumda. Kişi başı gelirimiz 17 bin 500 doları geçti. Belki bu yoldayken bize haber vermediler, halka henüz yansımamış olabilir ama görünüşe göre bu seviye bize mutluluk sağlıyor.
Belki de küçük şeylerle mutlu olmak işte böyle bir şey. Daha küçük porsiyonlarla, azalan maaşlarla ve ısınma maliyetleriyle mutlu olabiliyoruz. Kiralar artıyor, ekmek fiyatları yükseliyor, ulaşım maliyetleri zirveye çıkıyor ancak enflasyon sepetindeki azalan ağırlıklar bize mutluluk getiriyor.
Örneğin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ülkenin orta alt gelir grubundan üst orta gelir grubuna geçtiğini açıkladı. Ülkenin %80’i yoksulluk sınırında gelire sahip olmasına rağmen bu açıklama insanları mutlu edebiliyor gibi gözüküyor.
Neden mi bu mutluluk meselesinden bahsediyorum? Ben değil, TÜİK bunu açıklıyor. ‘Yaşam Memnuniyeti Araştırması’ sonuçlarına göre, 18 yaş ve üzeri bireylerin mutlu olduğunu belirtenlerin oranı %49,6 iken bu oran 2025 yılında 3,7 puan artarak %53,3’e yükselmiş.
- Evliler evli olmayanlara göre daha mutluymuş.
- Sağlıklı olan bireyler daha mutlu olabiliyormuş.
- Kadınlar ülkemizde daha mutluymuş.
- 55-64 yaş grubunda mutluluk oranı en yüksekmiş.
Çeşitli araştırmalara göre mutluluğun artmasına rağmen en büyük sorun hayat pahalılığı olarak karşımıza çıkıyor. Zevkler ve renkler tartışılmaz elbette ancak insanların zor geçim şartlarından mutlu olmaları inandırıcı gelmiyor.
Bir diğer dikkat çeken konu ise kamu hizmetlerinde memnuniyet oranının en yüksek seviyede olması. Ancak bu memnuniyetin asayişle doğrudan bağlantısı dikkat çekici. Asayiş, korku ve endişenin olmadığı, güvenlik içinde bir durumu ifade ediyor.