Yavuz Baydar: Barış Komisyonu Raporu = “Muhalefetsizleştirme” raporu
Beklenen olguya şahit olduk. Şüpheli koşullarda yazıldığı, onay süreçlerinin belirsiz olduğu, yaklaşık 70 sayfalık bir ‘süreç raporu’ karşımıza çıktı. Metin karmaşık ve anlaşılması zor. Genellikle yazılı metinlerin uzun tutularak önem kazandırıldığı düşünülür, iddianameler ciltlerle doludur, bu tür uzatmaların içeriğe ağırlık getireceği düşünülür.
Durum burada da aynı. ‘Kürt sorunu’ dediğimiz kanayan yaraya gerçek nedenleri koymamak için sürekli uzayan bir laf kalabalığı var. Komik olan tarafı, bu uzun metni okuyanlar, ona tarihi bir önem atfedip iyimserlik yaymaya çalışıyorlar. Rapora göre şimdi eylem zamanı gelmiş, vb.
- Raporun ilk cümlesi her şeyi özetliyor: ‘Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzda ele alınan “Terörsüz Türkiye” hedefi, esasında dönemsel bir söylem ya da konjonktürel bir hamle değil, devlet politikasıdır.’
‘Devlet politikası’ diyorlar. Konu net ve açık. Özne devletse, siyasi partilere role ne düşüyor?
- Figüranlık.
Ancak onlar figüranlığın ötesine geçerek ‘şerh’ koydular ama yine de evet dediler. DEM’in ‘şerhi’ ise terör kavramlarının kullanımına karşı çıkıyor. Yani itiraz konu kavramlara değil, varoluş nedenine.
Birçok kişi haklı olarak sormuş: Metne neden itiraz ediyorsunuz da kabul ediyorsunuz? Seçmenleriniz bunu anlamıyor mu sanıyorsunuz?
Gazetecilik deneyimimle bu kadar trajikomik bir durumu daha önce yaşamadım.
Şair Nedim aklıma geliyor. Bu insanlar denizde değil, kendilerine uygun görülen akvaryumda, ama farkında değiller.
Bir şeyi fark etmiyorlar: Bu komisyon yasal değil.
Normalde Meclis komisyonları belli bir yasa gereği kurulur. Ancak bu bir ‘ad-hoc’ komisyon. Meşruiyeti bulanık bırakılmış, ‘devletin’ önerisiyle ‘Terörsüz Türkiye’ meselesini ele almak üzere oluşturulmuş geçici bir komisyon.
- Raporda ‘kardeşlik’ kelimesinden Kürt kelimesinden daha fazla bahsediliyor.
‘Kardeşlik’ hukukta bir kavram değil. Bu siyasetçilerin popülizm ihtiyacı için kullandığı bir terimdir.
Raporda Kürt kimliğine değinmeden bölgedeki insanlara ‘kardeş’ deniyor.
Anadilde eğitim hakkı yok. Kürtçeye anayasal statü yok. Seçilmiş Kürt belediye başkanlarının görevden alınmasına değinilmiyor.
İnsan Hakları Gözlem Evi’nin raporuna göre yapısal reformlar olmadan sürdürülen barış süreci kırılgandır.
Raporda ‘demokratik olgunluk’ iddialarına da rastlanıyor.
AİHM’de Türkiye kaynaklı bekleyen dava sayısı yüksek, çoğunlukla ihlal tespit ediliyor.
Rapor gerçek bir çözüm belgesi gibi taklit ediyor ama özünden yoksun. Kürt taleplerine yanıt vermiyor.
Uzun uzadıya içeriğe girmek istemiyorum. ‘Şimdi bu safha tamam, artık uygulamaya bakacağız’ türü yorumları aşırı iyimser buluyorum.
Bu rapor, gerçek bir çözüm belgesinin biçimini taklit ediyor gibi, ama özünden yoksun. Kürtlerin taleplerine yanıt vermiyor. Bu, ‘muhalefetsizleştirme’ anlamına gelir.