Yazı Başlıkları
Türkiye’de Şirketlerin Finansal Zorlukları
Türkiye’de şirketlerin finansal zorluklarını gösteren önemli göstergelerden biri olan konkordato başvuruları, son yıllarda belirgin bir yükseliş trendi gösteriyor. 2018’den itibaren dalgalı seyreden konkordato sayıları, özellikle 2024 ve 2025 yıllarında keskin bir artışa sahne oldu.
2019’da yaşanan ilk sıçramanın ardından pandemi döneminde geçici bir düşüş görülse de, 2024 ve 2025’te finansman koşullarının sıkılaşmasıyla konkordato sayıları yeniden hızla yükseldi. Özellikle yüksek faiz ortamı ve nakit akışı sorunları şirketlerin borçlarını çevirmesini zorlaştırarak başvuruların artmasına yol açtı.
En Riskli Sektörler
- İnşaat: 525 dosya
- Tekstil: 393 dosya
- Metal ürün imalatı: 139 dosya
- Gıda: 128 dosya
Bu tablo, özellikle yüksek finansman maliyetleri ve iç talepteki dalgalanmaların üretim ve inşaat sektörlerini daha sert etkilediğini gösteriyor.
En Çok Konkordato Başvurusu Yapılan İller
- İstanbul: 1.491
- Ankara: 632
- İzmir: 267
- Kocaeli: 265
- Bursa: 208
İstanbul’un açık ara ilk sırada yer alması, hem şirket yoğunluğu hem de ticari ölçek açısından konkordato süreçlerinin merkezi konumunda olduğunu gösteriyor.
2026’nın İlk Ayları: Artış Devam Ediyor
- 309 geçici mühlet
- 271 kesin mühlet
- 159 konkordato reddi
- 20 iflas kararı
Ocak ayında 354 karar, Şubat ayında ise 342 karar verilmesi, sürecin yıl boyunca yüksek seyretmeye devam edebileceğine işaret ediyor.
Finansal Yönetim Açısından Ne Anlama Geliyor?
Şirketlerin kötü idaresi konkordato ve iflas yaşanmasına neden olur. Şirketlerin yönetim performansı finansal sonuçlar ortaya koyar. Ekonomik dalgalanmalar tek başına konkordato ve iflas yaşanmasına neden olmaz. Piyasa risklerini ölçme ve değerleme kapasitesi yetersiz olan yöneticiler, ortaya çıkan finansal sorunların ardından çözümü çoğunlukla yalnızca ek finansman temininde arama eğilimi gösterir. Bu yaklaşım, yapısal sorunların göz ardı edilmesine ve aynı hatalı karar kalıplarının tekrarlanmasına yol açmaktadır.
Çözüm: Önce Yönetim Sonra Finans
Bu nedenle kalıcı çözüm, öncelikle şirketlerin yönetim ve organizasyon süreçlerinin iyileştirilmesini ve bilimsel yönetim ilkelerinin kurumsallaştırılmasını hedefleyen bir yönetim danışmanlığı projesinin başlatılmasıdır. Finansman ise bu yapısal dönüşümün ardından devreye girmelidir.