Türkiye’nin S&P Notu ve Merkez Bankaları

Kredi derecelendirme kuruluşu S&P, beklentilere paralel olarak, Türkiye’nin BB olan notunu ve negatif not görünümünü değiştirmezken; er ya da geç finans ve reel sektörün yüksek dış borcunu çevirebilme yeteneğinin azalabileceğini vurguladı.

S&P ayrıca, para politikasının enflasyon ve kur baskılarını durdurmakta yeterli olmaması durumunda notun indirilebileceğini yineledi. Her ne kadar enflasyon yaklaşık 15 yılın en yüksek seviyesine ve TL’nin reel değeri ise 2002 ortasından beri en düşük seviyeye inmiş olmasına rağmen, risk primleri olarak kullanılan 5 yıllık CDS’ler; S&P’nin not görünümünü “durağan”dan “negatif”e çektiği 2017 başındaki 290’lardan son durum itibarıyla 165’e kadar gerileyerek ciddi bir iyileşme kaydetti. Dolayısıyla S&P’nin not görünümünde, piyasadaki risk fiyatlamasında gözlenen iyileşmenin de teyit ettiği bir düzeltme yapması söz konusu olabilirdi ancak S&P’nin Fitch ve Moody’s’ten bir basamak daha düşük not vermeyi ve aşağı yönlü riskleri ön plana çıkarmayı sürdürmesi dikkat çekiyor.

Diğer gelişmelerden Hazine 6 yıl vadeli değişken faizli tahvil ihracında 2,2 milyar TL borçlanırken, ihaleye talep görece sınırlı kalıyor, Hazine Ocak-Şubat döneminde aybaşında duyurduğu hedefin altında borçlanarak kısmen verim eğrisinde yukarı yönlü baskıyı hafifletti.

Şubat ayı öncü enflasyon, dış ticaret ve imalat sanayi aktivite endeksleri takip edilecek iken, TL cinsi varlıkları küresel çapta risk iştahı ve siyasi haber akışı şekillendirecek. Geçen hafta Dolar/TL, küresel çapta dolardaki değerlenme ile 3,81’e kadar yükselse de, teknik açıdan önemli olan seviyeyi bir kez daha aşamayarak geriledi. Şubat’ta iç talepteki yavaşlama emareleri ışığında hem manşet hem çekirdek enflasyonda sınırlı gerilemeler olacağı tahmin ediliyor. Bu doğrultuda yeni haftada paritedeki olası düşüşle Dolar/TL’de 3,83’e kadar yükselişler söz konusu olsa dahi, bu seviyeyi aşmadıkça TL cinsi varlıklarda görece iyimser fiyatlamalar ön plana çıkabilir.

ABD’de tahvil getirilerinin yüksek seyri, artık Dolar’ın da küresel çapta değerlendirmesini destekliyor.

Öncü aktivite endekslerine göre, ABD ekonomisinde toparlanma sürerken, Euro Bölgesi’nde ise Ocak’ta yaklaşık 12 yılın zirvesine ulaştıktan sonra Şubat’ta üç ayın en düşüğüne geriledi.

ABD Merkez Bankası(Fed)’nın son toplantı tutanaklarında, üyeler 2018’de büyümenin uzun dönemde sürdürülebilir seviye olarak hesapladıkları eşiğin üzerine çıkabileceğini ve önümüzdeki dönemde istihdam piyasasında iyileşmenin belirginleşebileceğini vurgulayarak, kısmen beklenenden şahin mesajlar verdiler ve dolayısıyla doların küresel çapta güçlenmesini desteklediler. Şahin gelen tutanakların ardından ABD 10 yıllık tahvil getirisi %2,88’den %2,96’ya yükselirken, başta PIMCO olmak üzere tahvillerde alım için uygun zamanın geldiği açıklaması ile son iki ayda hızla yükselen getirilerde volatilitenin bir miktar soluklanması beklenebilir.

Avrupa Merkez Bankası’nın son toplantı tutanaklarına göre ise, bazı politika yapıcıların henüz erken olsa da genişlemeci eğilimlerin bırakılması yönünde tercihte bulunması Euro’yu desteklerken küresel risk iştahını azalttı. Enflasyon gelişmelerine odaklanarak bekle-gör politikası izleyen AMB’nin yılın sonuna doğru varlık alım programlarını sonlandırması beklenirken, küresel tahvil getirilerindeki yükselişin çevre ülkelere sirayet etmesi durumunda yaşanabilecek çalkantı ekonomik görünüme dair ciddi risk oluşturuyor Öte yandan Almanya’da Zew yatırımcı güven endeksi Ocak’taki 95,2’den Şubat’ta 93,9 olan tahminlerin ötesinde 92,3’e gerilerken, IFO imalat sanayi güven endeksi de Ocak’taki tarihi zirve seviyesi olan 117,6’dan Şubat’ta 117,0’lik beklentilerin altında 115,4’e düştü. Ayrıca son haftalarda finansal piyasalardaki pozisyonlanmaların da işaret ettiği üzere, ekonomik aktiviteye ilişkin öncü verilerdeki stabilizasyon emareleri, başta İtalya’daki seçimler olmak üzere politik belirsizlikler ve finansal piyasalardaki dalgalanma Euro’da yükselişlerin sonuna gelmiş olabileceğimizi düşündürüyor.

Japonya’da yıllık tüketici enflasyonu Aralık’taki %1,0’den Ocak’ta %1,3’lük tahminleri aşarak %1,4’e yükselirken, yıllık çekirdek enflasyon da %0,3’te sabit kalacağı yönündeki beklentilerin aksine %0,4’e çıktı. Her ne kadar ülkede enflasyon rakamları uzunca bir aradan sonra öngörülenden hızlı bir artış kaydetse de, %2’lik enflasyon hedefine ulaşmanın kısa vadede mümkün görülmemesi Japonya Merkez Bankası’nı olağanüstü genişlemeci politika duruşunu en son normalleştirebilecek merkez bankası olmasını sağlıyor.

ABD’de enflasyon ve Fed’in yeni başkanının Kongre’deki ilk resmi açıklamaları…

Küresel çapta büyümeye dair veriler, ABD’de Fed’in enflasyon göstergesi olarak izlediği bireysel tüketim harcamaları fiyatları ve yeni Fed Başkanı Powell’in Kongre’de vereceği ilk resmi mesajları önemli olacak. Geçen hafta birçok önde gelen piyasadaki tatillerin de etkisiyle volatiliteler geriledi; yeni haftada da oynaklık düşük kalsa da Euro/Dolar’da kritik 1,2150 seviyesine doğru geri çekilme gözlenebilir. Teknik açıdan bu seviyenin kırılması durumunda, aşırı long Euro pozisyonlarda çözülmenin hızlanabileceği ve paritedeki değer kayıplarının belirginleşebileceği belirtiliyor. 21 Mart’taki Fed toplantısının küresel çapta dolar endeksinin seyri açısından oldukça kritik olduğu düşünülüyor.

Yorumlar (1 Yorum)
Erhan
Erhan Cevapla
- 01:10

Japonya ve İngiltere Merkez Bankalarının açıklayacağı faiz kararları takip edilecek. ABD’de aktivite ve öncü göstergeler endeksi ekonominin gidişatını değerlendirme açısından gündemde yer alacak. Türkiye’de ise konut satış verileri radarda.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara